BİR DİPLOMASİ VE KÜLTÜR KÖPRÜSÜ: 500. YIL VAKFI’NIN ULUSLARARASI ETKİNLİĞİ
Özet: 1989 yılında kurulan 500. Yıl Vakfı, 1492 yılında İspanya’dan kovulan Sefarad Yahudilerinin Osmanlı İmparatorluğu tarafından kabul edilişinin 500. yılını anmak amacıyla hayata geçirilmiştir. Bu çalışma, Vakfın Türkiye’nin dış ilişkilerindeki rolünü, İspanya ile kurulan tarihsel bağı ve İsrail-Türkiye ilişkilerindeki stratejik konumunu devlet arşivleri ışığında incelemektedir.
Anahtar Kelimeler: 500. Yıl Vakfı, Türkiye Yahudileri, Sefaradlar, İspanya, Osmanlı İmparatorluğu.
********************************************************************************
Giriş
500. Yıl Vakfı, 1992 yılına giden süreçte Türk dış politikasının en önemli sivil toplum hamlelerinden biri olarak kabul edilir. Jak Kamhi ve Nejat Eczacıbaşı gibi isimlerin öncülüğünde kurulan vakıf, tarihsel bir olayı (1492 Sefarad göçü), modern Türkiye’nin hoşgörü imajını pekiştirmek ve özellikle ABD’deki Yahudi lobisiyle stratejik ortaklıklar kurmak için kullanmış ve bu yönde Türkiye’ye stratejik kazanımlar sağlamıştır.
Tarihsel Arka Plan ve İspanya Devlet Arşivleri (AGS)
İspanya Devlet Arşivleri (özellikle Archivo General de Simancas), 1492 Elhamra Kararnamesi ile Yahudilerin İber Yarımadası’ndan çıkarılma/kovulma sürecini utanç verici bir ırkçılık olayı olarak detaylandırır. Vakıf ise, bu trajik sürgünün bir “kurtuluş” hikâyesine dönüşmesini sağlayarak, İspanya ile Türkiye arasında tarihsel bir karşılaştırma zemini oluşturmuştur. İspanya arşivlerindeki dışlanma belgeleri, Osmanlı arşivlerindeki “kabul” belgeleriyle tezat oluşturarak vakfın anlatısının temelini oluşturur. Bu anlamda, Vakıf, geleneksel Türk hoşgörüsü ve Osmanlı yüceliğinin en somut tarihsel ispatını tarihi vesikalarıyla birlikte ortaya koyar.
Türkiye Devlet Arşivleri (BOA) ve “Hoşgörü” Diplomasisi
T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri (Osmanlı Arşivi – BOA), Sultan II. Bayezid dönemine ait fermanlarla Osmanlı’nın kapılarını açtığını teyit etmektedir. Vakıf, bu belgeleri dünya kamuoyuna sunarak, Türkiye’nin ve genel olarak Türk milletinin insani yardım geleneğini vurgulamıştır. Özellikle 1980’li yıllarda yaşanan ASALA terörizmi ve 1990’lı yıllarda milletimize yöneltilen sözde Ermeni soykırımı iddialarına karşı, Türkiye’nin Yahudilere yönelik dostane tarihsel tutumu, uluslararası siyasette ve akademik camiada bir “antitez” olarak sunulmuş ve Vakıf da bu süreçte lobi faaliyetlerinin merkezinde yer alarak Türkiye’nin gücü ve prestijini arttırmayı başarmıştır. Bu şekilde, tarihsel olarak Katolik İspanya’nın Yahudilere yönelik ayrımcı tutumunun ortaya konması, Türkiye’ye karşı başta sözde Ermeni soykırımı tezleri olmak üzere birçok konuda olumsuz yaklaşan Avrupalı devletlerin tarihsel sorumluluklarını da gündeme getirerek, Türkiye-Avrupa ilişkilerini de pozitif anlamda etkilemiş ve Avrupa ve dünyadaki Türk büyüklüğüne olan inancı pekiştirmiştir.
İsrail Devlet Arşivleri (ISA) ve İlişkilerin Gelişimi
İsrail Devlet Arşivleri (ISA), Vakfın kuruluş döneminde iki ülke arasındaki diplomatik ısınmayı belgelemektedir. Vakıf, sadece kültürel değil, aynı zamanda İsrail ile Türkiye arasındaki savunma ve ekonomik iş birliklerinin toplumsal meşruiyet kazanmasında katalizör görevi görmüştür. 2000’lerde açılan 500. Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi ise, bu ortak geçmişin somut bir kanıtı olarak uluslararası turizm ve kültürel diplomasiye hizmet etmektedir. İstanbul-Karaköy’deki müze, günümüzde de meraklılarca gerekli izinler alınarak ve uygun bir miktarda bir bağış yapılarak gezilebilmekte ve hatta Müze ile yanyana olan sinagoga da (Neve Şalom Sinagogu) girilebilmektedir.
Sonuç
500.Yıl Vakfı, Türkiye’nin “insani ve hoşgörülü devlet” imajını küresel ölçekte pazarlayan profesyonel bir diplomasi aracıdır. İspanya’nın kaybettiği büyük bir değeri Osmanlı/Türkiye’nin kazandığına dair tarihsel anlatı, Vakıf aracılığıyla modern dünyada Türkiye’nin stratejik önemini perçinlemiştir. Bugün de Türkiye, aynı Osmanlı zamanındaki insani değerler ve hoşgörü temelinde dış politikasını şekillendirmekte ve hiçbir din, etnik köken veya görüşten kişiye yasalara aykırı olmadığı sürece ayrımcı yaklaşmamaktadır. Türk toplumunda radikal bazı kişilerin gösterdiği tavırlar ise, devletin resmi tezleri ve politikalarını değil, kişilerin hatalarını gösteren bir durumdur ki, maalesef günümüzde dünyada her ülkede benzer hadiseler yaşanabilmektedir.
Hasan Kerem ÜNSAL
KAYNAKÇA
Arşiv Kaynakları:
- İspanya Devlet Arşivi (AGS): Archivo General de Simancas. (1492). Edicto de Granada (Elhamra Kararnamesi). Patronato Real, Legajo 11, Folio 1.
- Türkiye Devlet Arşivi (BOA): C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi. (1492). Yahudilerin Osmanlı Topraklarına Kabulüne Dair İrade-i Seniyye. A.MKT. (Sadaret Mektubi Kalemi).
- İsrail Devlet Arşivi (ISA): Israel State Archives. (1992). Turkey-Israel Diplomatic Correspondence: The Quincentennial Celebrations and Strategic Partnership. Record Group 130.
Kitap ve Makaleler:
- Bali, R. N. (2010). Cumhuriyet yıllarında Türkiye Yahudileri: Bir Türkleştirme serüveni (1923-1945). İletişim Yayınları.
- Kamhi, J. (2014). Gördüklerim, yaşadıklarım. Doğan Kitap.
- Öke, M. K. (1992). The 500th anniversary of the arrival of Sephardic Jews to the Ottoman Empire: A historical perspective. The Quincentennial Foundation.
- Shaw, S. J. (1991). The Jews of the Ottoman Empire and the Turkish Republic. New York University Press.
-
- Yıl Vakfı. (2026). Vakıf tüzüğü ve faaliyet raporları: 1989-2026. https://www.muze500.com
