Добавить новость
103news.com
World News in Turkish
Март
2026
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31

GELENEKSEL VE KÜRESEL SİYASET ARASINDA BİR KÖPRÜ OLARAK SABÂ: TÜRK-FARS EDEBİYATINDAN AVRUPA AYDINLANMASINA KAVRAMSAL BİR ANALİZ

0

Etimolojik ve Mitolojik Temeller: Şark’ın Nefesi Sabâ Rüzgârı

Kavramsal bir fenomen olarak “sabâ“, Türk ve Fars edebiyatının metafizik ve lirik dokusunda yalnızca meteorolojik bir olay değil, aynı zamanda varoluşsal bir iletişim kanalı olarak tezahür eder. Etimolojik kökeni itibarıyla Arapça “sabah” (ṣ-b-ḥ) köküyle doğrudan ilişkili olan ve gün doğusundan, özellikle güneşin doğduğu noktadan esen hafif, latif rüzgârı tanımlayan bu terim, klasik şiirde âşık ile mâşuk, kul ile Tanrı ve doğa ile insan arasında kopmaz bir bağ kurar. Türk edebiyatında, sabâ, sevgilinin semtinden esen, onun saçlarının kokusunu (bûy-ı yâr) taşıyan ve bu vesileyle âşığa hayat veren bir nefes olarak tasvir edilir. Bu rüzgârın en belirgin özelliği, seher vaktinde ortaya çıkması ve tabiatın yeniden uyanışını müjdelemesidir; bu durum onu tasavvufi bir düzlemde İsrafil’in “Sur“una benzetilmesine yol açar, çünkü sabâ her esişinde ölü toprağa can verir.

Sabâ rüzgârının Fars mitolojisindeki ve divan şiirindeki yeri, Süleyman Peygamber ve Belkıs (Saba Melikesi) kıssasıyla olan semantik kesişimiyle daha da derinleşir. Her ne kadar “Sabâ” rüzgârı (S-B-A) ile Yemen’deki “Sebâ” şehri (S-B-E) Arapça yazılışları itibarıyla farklı kökenlere sahip olsalar da, şairler bu ses benzerliğini (tecnis) kullanarak zengin bir imgelem dünyası oluşturmuşlardır. Sabâ, Süleyman’ın emrindeki rüzgâr gibi mesaj taşıyan, tahtları yürüten ve uzakları yakın eden bir güç olarak kodlanır. Bu bağlamda sabâ, sadece bir “taşıyıcı” (medium) değil, aynı zamanda iletilen mesajın niteliğini dönüştüren bir “aktör” (agent) konumundadır. Nimet Yıldırım’ın Fars Mitolojisi Sözlüğü‘nde belirttiği üzere, bu kelime hem Belkıs’ın memleketi olan bolluk ve refah şehri Sebâ’yı, hem de seher yeli anlamındaki sabâyı aynı şiirsel bağlamda buluşturur.

Türk mitolojisinde ise, rüzgârın, özellikle sıcak ve serin rüzgârların Tanrı’nın bir elçisi, bir “kut” kaynağı olarak görülmesi, İslamiyet sonrası saba motifinin bu topraklarda neden bu kadar kolay benimsendiğinin temelini oluşturur. Bahaeddin Ögel’in çalışmalarında vurguladığı üzere, Türk masal kahramanlarına güç veren o sıcak rüzgâr, sabâ rüzgârının divan şiirindeki “can verici” (cân-bahş) özelliğiyle paralellik gösterir. Bu tarihsel süreklilik, sabâ kavramının Türk-İslam estetiğinde neden merkezi bir konuma yerleştiğinin temelini oluşturur. Rüzgârın sürekli esmesiyle toz oluşturması ve âşığın bu esintiyle sevgilinin ayağının tozuna kavuşması, tasavvufi vuslatın en zarif betimlemelerinden biridir.

Tablo 1. Sabâ Kavramının Dilsel ve Kültürel Etimolojisi

Kavram Köken Temel Anlam Edebi İşlev
Sabâ Arapça (ṣ-b-ḥ) Gündoğusu rüzgârı, hafif esinti Sevgiliden haber getiren elçi, müjdeci
Sebâ / Sebe İbranice / Arapça Güney Arabistan’da kadim bir krallık Süleyman ve Belkıs kıssasıyla bağlantılı bolluk imgesi
Bâd-ı Sabâ Farsça Terkip Sabâ rüzgârı Şiirlerde redif ve mazmun olarak kullanım
Nesîm Arapça Yumuşak rüzgâr Sabâ ile eş anlamlı, latiflik vurgusu
Bâd-ı Berîn Farsça Yüce rüzgâr Doğu ve güney arasından esen kutsal esinti

 

Divan Şiirinde Estetik ve Ontolojik Bir Fail Olarak Sabâ

Klasik Türk ve Fars şiirinde sabâ, sadece bir metafor değil, aynı zamanda bir iletişim öznesidir. Şairler, bu rüzgârı maşûkla âşık arasında bir tebliğ vasıtası sayarlar; örneğin Hazret-i Yusuf’un gömleğinin kokusunu Yakub’a götüren rüzgârın sabâ olduğu rivayet edilir. Bu rüzgâr, sevgilinin zülfünü (saçlarını) perişan ederek oradaki misk kokusunu tüm dünyaya yayar. Sabânın bu “koku dağıtma” işlevi, onun en temel karakteristiklerinden biridir. Sevgilinin saçlarına dokunduğu için kendisi de güzel kokmaya başlar ve bu kokuyu âşığın burnuna ulaştırarak ona yaşama sevinci verir.

Hafız-ı Şirazi’nin şiirlerinde sabâ rüzgârı, modern iletişim bilimlerinin bileşenlerini (kaynak, mesaj, kanal, alıcı) eksiksiz bir şekilde temsil eder. Sabâ, Hafız’ın divanında 97 kez geçerek metnin merkezi sinir sistemini oluşturur. Hafız, sabâyı bazen sevgiliden gelen “müjde“yi getiren tek yönlü bir haberci, bazen de âşık ile sevgili arasında sürekli gidip gelen çift yönlü bir kurye olarak kurgular. Bu rüzgâr, rasyonel bir varlık gibi şairle diyaloğa girer, onun dertlerini dinler ve sevgilinin yanına gittiğinde bu dertleri ona rapor eder.

Sabânın İletişimsel Rolleri ve Alt Kategorileri

Hafız ve Mevlana (Rumi) gibi şairlerin eserleri üzerinde yapılan vaka çalışmaları, sabânın altı ana iletişimsel role sahip olduğunu göstermektedir :

  1. Bilgili Kaynak (Informed Source): Sabâ, sevgilinin ne yaptığını, nerede olduğunu ve kimlerle görüştüğünü bilen, istihbarat sağlayan bir varlıktır.
  2. Mesaj Gönderici (Sender): Kendi iradesiyle veya sevgilinin emriyle mesajı başlatan öznedir.
  3. Kanal ve İletici (Channel/Transmitter): Sevgilinin kokusunu veya bir mektubu fiziksel olarak taşıyan ortamdır.
  4. Haberci/Müjdeci (Harbinger): Yaklaşan vuslatın veya sevgilinin gelişinin işaretini veren öncü güçtür.
  5. Anlam Şekillendirici (Shaping Meaning): Alıcının (âşığın) zihninde mesajın nasıl yorumlanacağını belirleyen bilişsel bir etkendir.
  6. Sessizliğin Gerekliliği (Necessity of Silence): Bazen “gammaz” (sır ifşa eden) olarak bilindiği için, şair ondan bazı sırları saklamasını veya sevgiliden başkasına anlatmamasını ister.

Sabâ rüzgârının bu çok boyutlu yapısı, onu sadece bir edebi süsleme olmaktan çıkarıp, insanın evrendeki yalnızlığını gideren ve onu mutlak sevgiliye bağlayan ontolojik bir köprü haline getirir. Tasavvuf şiirinde Yunus Emre’den Mevlana’ya kadar uzanan çizgide sabâ, ruhun Allah’ı arama yolunda çektiği sıkıntıları dindiren ve ona ilahi alemden esintiler sunan bir “nefes“tir.

Tasavvufi Derinlik: İşrakilik ve Suhreverdî’nin Işık Metafiziği

Sabâ kavramının Türk ve Fars edebiyatındaki derinliğini anlamak için, 12. yüzyılın büyük İranlı filozofu Şihabeddin Suhreverdî’nin “İşrakilik” (Hikmetü’l-İşrak) felsefesini de dikkate almak gerekir. Suhreverdî, hakikatin özünün “Işık” (Nur) olduğunu ve evrenin bu ışığın hiyerarşik derecelerinden oluştuğunu savunur. Bu felsefede sabâ rüzgârı, ilahi ışığın (Nuru’l-Envar) maddi dünyaya yansıyan tecellilerini harekete geçiren, ruhları karanlıktan aydınlığa çağıran bir “uyandırıcı” faktördür. Suhreverdî’nin düşünceleri, sabâ motifinin neden seher vaktinde (ışığın ilk belirdiği an) yoğunlaştığını felsefi olarak temellendirir.

Henry Corbin gibi modern araştırmacıların vurguladığı üzere, Suhreverdî’nin “Hayal Alemi” (Mundus Imaginalis) kavramı, sabâ rüzgârının o ne tamamen maddi, ne de tamamen manevi olan ara bölgesini (berzah) temsil eder. Sabâ, bu hayal aleminden haber getiren bir postacıdır. Bu felsefi arka plan, sabâ rüzgârının Avrupa Rönesansı sırasında Neoplatonist akımlarla nasıl bir etkileşime girdiğinin de anahtarıdır. Suhreverdî’nin ışık metafiziği, Avrupa’da ışığın sadece optik bir olay değil, aynı zamanda bilişsel bir aydınlanma aracı olarak görüldüğü tartışmalara zemin hazırlamıştır.

Avrupa Rönesans ve Aydınlanma Döneminde Kavramsal Etkiler

17. ve 18. yüzyıllar, Avrupa’nın Doğu’yu sadece askeri bir rakip olarak değil, aynı zamanda entelektüel bir ilham kaynağı olarak yeniden keşfettiği bir dönemdir. Bu dönemde sabâ rüzgârı gibi lirik motifler, çeviriler ve seyahatnameler aracılığıyla Batı düşünce dünyasına sızmıştır. Sadi Şirazi’nin Gülistan’ının Fransızca çevirisi (17. yy) ve ardından Hafız, Hayyam ve Attar gibi devlerin eserlerinin Avrupa dillerine aktarılması, “İran Bahçeleri“nin o ilham verici esintisini Avrupa edebiyatına taşımıştır. Sir William Jones ve Joseph von Hammer gibi oryantalistlerin çalışmaları, Fars şiirindeki sabâ motifinin estetik bir değer olarak Avrupa Romantizmini ve Aydınlanmasını beslemesini sağlamıştır.

Montesquieu ve “İran Mektupları”: Bir Eleştiri Aracı Olarak Doğu

Avrupa Aydınlanması’nın en önemli eserlerinden biri olan Montesquieu’nün İran Mektupları (1721), sabâ rüzgârının temsil ettiği o “mesaj taşıma” ve “farklı dünyalar arasında köprü kurma” işlevini siyasi ve felsefi bir düzleme taşır. Montesquieu, Usbek ve Rica adlı iki İranlı karakteri Paris’e göndererek, Avrupa toplumunu “dışarıdan bir gözle” eleştirir. Bu karakterler, tıpkı sabâ rüzgârı gibi bir yerden bir yere (İsfahan’dan Paris’e) fikir taşırlar ve geçtikleri yerlerdeki yozlaşmış kurumları (kilise, saray, mutlakiyet) ifşa ederler.

Montesquieu’nün bu yöntemi, Aydınlanma’nın “eleştiri” (critique) mekanizmasının en rafine örneklerinden biridir. Doğu perspektifi, Avrupa rasyonalizminin kendi sınırlarını görmesini sağlayan bir ayna görevi görür. Bu noktada, sabâ, artık sadece sevgilinin saçının kokusunu değil, “akıl, özgürlük ve evrensel doğruluk” kokusunu taşıyan bir metafor haline gelmiştir. Montesquieu’nün eserinde İranlı seyyahların yaşadığı zihinsel dönüşüm, Kant’ın Aydınlanma tanımı olan “insanın kendi kusuruyla düştüğü bir ergin olmama durumundan kurtulması” süreciyle paralellik arz eder.

Tablo 2. Fars Edebiyatı ve Saba Motifinin Avrupa’daki Kavramsal Yansımaları

Eser / Yazar Dönem Etki Mekanizması Temel Kavramsal Katkı
Gülistan Çevirisi 17. Yüzyıl Fransızca tercüme Doğu bilgeliği ve didaktik ahlak anlayışı
İran Mektupları (Montesquieu) 1721 Kurgusal seyahatname Kültürel karşılaştırma yoluyla toplumsal eleştiri
Batı-Doğu Divanı (Goethe) 1819 Şiirsel etkileşim “Dünya Edebiyatı” (Weltliteratur) ve estetik sentez
Rubaiyat (Fitzgerald) 19. Yüzyıl İngilizce uyarlama Yaşamın geçiciliği ve varoluşsal sorgulama
William Jones Çalışmaları 18. Yüzyıl Filolojik analiz Fars şiirinin metaforik zenginliğinin akademik keşfi

 

Halil İnalcık Perspektifiyle Osmanlı-Avrupa Kültürel Etkileşimi

Osmanlı tarihçiliğinin dünyaca ünlü ismi Halil İnalcık, Osmanlı Devleti’nin modern Avrupa’nın şekillenmesindeki rolünü analiz ederken, bu etkinin sadece askeri ve siyasi değil, derin bir sosyo-kültürel karşılaşma olduğunu vurgular. İnalcık’a göre, Osmanlı, Doğu ile Batı arasında bir “kültürel iletken” (medium) görevi görmüştür. Sabâ rüzgârının divan şiirinde İran’dan Anadolu’ya taşıdığı estetik miras, Osmanlı saray kültürü ve diplomasi kanalları aracılığıyla Avrupa’nın kapılarına kadar ulaşmıştır.

İnalcık, Osmanlı ve Avrupa arasındaki ilişkileri bir “meydan okuma ve cevap” (challenge and response) süreci olarak görür. 15. ve 16. yüzyıllarda Osmanlı’nın sağladığı istikrar ve zenginlik, sabâ rüzgârının temsil ettiği o “bolluk ve zerafet” imgesini Batı’da bir “Turquerie” (Türk hayranlığı) akımına dönüştürmüştür. Bu kültürel akış, Avrupa Rönesansı sırasında egzotik bir unsur olarak başlayıp, Aydınlanma döneminde derin bir felsefi sorgulama aracına evrilmiştir. İnalcık’ın çalışmaları, Avrupa kimliğinin inşasında “Öteki” olarak konumlandırılan İran ve Osmanlı’nın aslında Avrupa modernitesinin kurucu unsurlarından biri olduğunu kanıtlar.

Küresel Siyaset ve Yumuşak Güç Kaynağı Olarak Edebiyat

Modern uluslararası ilişkiler teorisinde “Yumuşak Güç” (Soft Power), bir devletin askeri baskı yerine kültürel cazibe ve siyasi değerler yoluyla başkalarını etkileme yeteneğidir. Sabâ rüzgârı ve beraberindeki edebi miras, bu bağlamda stratejik bir kültürel diplomasi aracına dönüşmüştür. Joseph Nye’ın teorisine göre, kültür, bir ülkenin yumuşak gücünün üç temel kaynağından biridir.

Q-1 sınıfı bazı akademik yayınlar, edebi motiflerin ve çevirinin küresel siyasette nasıl birer “stratejik anlatı” (strategic narrative) olarak kullanıldığını analiz etmektedir. Örneğin, Hafız veya Mevlana’nın şiirlerindeki evrensel temalar, Türkiye ve İran gibi aktörler için Batı kamuoyunda olumlu bir imaj oluşturma ve “cazibe merkezi” olma potansiyeli taşır. Bu durum, sabâ rüzgârının sevgiliden haber taşıma işlevinin, modern dünyada devletlerin kendi “yumuşak güç” mesajlarını taşıma işlevine evrilmesidir.

Post-Liberal Dünyada “Yumuşak Güç” ve Pragmatizm

Günümüzde küresel siyaset, Batı merkezli liberal yumuşak güç modelinden daha pragmatik ve çok kutuplu bir yapıya kaymaktadır. Çin, Suudi Arabistan ve Türkiye gibi aktörler, kendi kadim kültürel kodlarını kullanarak “post-liberal” bir yumuşak güç anlayışı geliştirmektedirler. Bu yeni modelde, sabâ rüzgârı, artık sadece estetik bir hayranlık nesnesi değil, “ekonomik refah (prosperity)” ve “küresel adalet” vaat eden stratejik bir anlatının parçasıdır.

Özellikle Çin’in “Kuşak ve Yol” girişimi veya Türkiye’nin “Gönül Coğrafyası” söylemi, sabâ rüzgârının o her yere nüfuz eden ve bağ kuran doğasını siyasi bir stratejiye dönüştürür. Çeviri faaliyetleri (örneğin Konfüçyüs Enstitüleri veya Yunus Emre Enstitüleri aracılığıyla), sabânın mesaj iletme rolünü kurumsallaştırarak, kültürel sınırları aşan yeni bir “connectivity” (bağlantısallık) inşa etmektedir. Bu süreçte, sabâ, bazen bir ülkenin tarihi mirasını modernize eden bir “esinti“, bazen de ideolojik farklılıkları yumuşatan bir “diplomatik dil” işlevi görür.

Tablo 3. Küresel Siyasette Yumuşak Güç ve Edebi Diplomasi Göstergeleri

Bileşen Tanım Stratejik Uygulama
Kültürel Kaynak Sanat, edebiyat, tarihi miras Rumi ve Hafız gibi figürlerin küresel marka değeri
Siyasi Değerler Adalet, hoşgörü, yardımseverlik İnsani yardım ve “gönül diplomasisi”
Dış Politika Meşruiyet ve ahlaki otorite Uluslararası platformlarda “arabuluculuk” rolü
Stratejik Anlatı Tutarlı bir tarihsel vizyon inşası “Yeni İpek Yolu” veya “Medeniyetler İttifakı”
Çeviri Gücü Eserlerin yaygınlaştırılması Edebi klasikleri çeviri yoluyla dışa açma

 

Kavramsal Sentez: Sabânın Moderniteyle İmtihanı

Sabâ kavramı, geleneksel Türk-Fars dünyasında bir “bağ kurma” (nexus) unsuru iken, modernite ve sömürgecilik döneminde bir “egzotizm” nesnesine dönüşmüştür. Ancak bu süreçte sabânın taşıdığı derin iletişimsel ve psikolojik katmanlar yok olmamış, aksine modern insanın yalnızlığına bir cevap olarak yeniden keşfedilmiştir. Sabânın “melankoliye panzehir olan neşe” (antidote to curae) niteliği, Rönesans’tan bugüne insanın varoluşsal sancılarına bir derman olarak sunulmaya devam etmektedir.

Suhreverdî’den Hafız’a, Montesquieu’den Halil İnalcık’a kadar uzanan bu entelektüel yolculuk, saba rüzgârının sadece bir edebi motif değil, aynı zamanda medeniyetler arası bir “iletişim paradigması” olduğunu göstermektedir. Bu rüzgâr, bazen bir dervişin hırkasında, bazen bir filozofun kaleminde, bazen de bir diplomatın strateji belgesinde esmeye devam eder. O, sadece geçmişin bir kalıntısı değil, geleceğin küresel siyasetinde ve kültürlerarası iletişiminde hala en “latif” ve en “etkili” oyuncudur.

Sabâ esmeye ve dünyayı birbirine bağlamaya devam edecektir; yeter ki o kokuyu alabilecek duyarlılıkta gönüller ve o esintiyi analiz edebilecek derinlikte zihinler var olsun. Bu rüzgârın taşıdığı mesaj, evrensel bir kardeşliğin ve kadim bir bilgeliğin fısıltısıdır.

Epilog: Rüzgârın Gizli Fısıltısı

Bu akademik çalışmanın derinliklerinde, sabâ rüzgârının bu entelektüel yolculuğunun özünü barındıran gizli bir edebi doku bulunmaktadır. Bu doku, çalışmanın tüm kavramsal katmanlarını sembolik bir düğümde bir araya getirir.

Sessizce eser her seher vakti o yel, kadim bir hafızanın tozlarını dağıtırken, Doğu’nun kalbinden Batı’nın zihnine bir köprü kurar.

Aşkın nefesiyle canlanır her bir tel, şairin kaleminden süzülüp diplomatın masasına ulaştığında, kelimeler artık sadece ses değil, birer yumuşak güç enstrümanıdır.

Bir mürşid-i kâmil gibi rehberdir o, Montesquieu’nün mektuplarında özgürlüğü, Hafız’ın gazellerinde vuslatı, İnalcık’ın tarihçiliğinde ise medeniyetlerin birbirine dokunuşunu fısıldar.

Alemden aleme ulaştıran tek el, saba’nın bu gizli gücüdür; o, ne Doğu’ya aittir, ne de Batı’ya, o sadece “arada” olmanın, yani insan kalmanın ezeli kokusudur.

Sonuç

Sabâ kavramı üzerine yürütülen bu geniş kapsamlı analiz, Türk ve Fars edebiyatındaki lirik kökenlerin, Avrupa Aydınlanması’nın eleştirel düşünce yapısıyla nasıl iç içe geçtiğini ve günümüz küresel siyasetinde nasıl bir stratejik araca dönüştüğünü metodolojik bir titizlikle ortaya koymaktadır. Halil İnalcık’ın tarihsel perspektifi ve Q-1 sınıfı bazı akademik çalışmaların sunduğu teorik çerçeve, sabâ rüzgârının bu potansiyelini anlamak için en güvenilir zemini oluşturur. Saba, tarih boyunca olduğu gibi gelecekte de kültürlerin ve siyasetin “latif” ama “vazgeçilmez” aktörü olmaya devam edecektir.

Hasan Kerem ÜNSAL

 

KAYNAKÇA

Web Sayfaları ve Makaleler (Genel)

Akademik Yayınlar, Tez ve Raporlar

  • [Yazar Bilgisi Yok]. (t.y.). The communicative roles of Saba the wind in Hafez’s poetry [Akademik Makale/Tez]. University of Wollongong; Academia.edu. https://ro.uow.edu.au
  • [Yazar Bilgisi Yok]. (t.y.). Suhrawardī, Abhinavagupta and the metaphysics of light. ProQuest. https://search.proquest.com
  • [Yazar Bilgisi Yok]. (t.y.). Suhrawardī and illuminationism. ResearchGate. https://www.researchgate.net
  • [Yazar Bilgisi Yok]. (t.y.). Influences unveiled: The enduring legacy of classical Persian literature on global thought and culture. International Education and Research Journal (IERJ). http://ierj.in
  • [Yazar Bilgisi Yok]. (t.y.). Persian letters as a representative case for the encounter of the… [Yüksek Lisans/Doktora Tezi, Charles University]. DSpace. https://dspace.cuni.cz
  • [Yazar Bilgisi Yok]. (t.y.). Non-theistic spirituality in 12-step addiction recovery. Scholars Junction, Mississippi State University. https://scholarsjunction.msstate.edu

Kitaplar ve Kitap Bölümleri

  • (t.y.). Osmanlı Devleti’nin Avrupa tarihindeki yeri. https://www.kitapyurdu.com
  • Nye, J. S. (t.y.). Soft power: The means to success in world politics. CoLab / PublicAffairs. (Not: Bu eser genellikle Joseph Nye’a aittir). https://colab.ws
  • [Yazar Bilgisi Yok]. (t.y.). The twentieth century: Creative reception. In Michelangelo on Parnassus (Bölüm 4). Brill. https://brill.com

Haberler ve Diğer Kaynaklar

  • Tehran Times. (t.y.). “Persia and the Enlightenment” available at bookstores. https://www.tehrantimes.com
  • [Yazar Bilgisi Yok]. (t.y.). Soft power: The forces of attraction in international relations. ResearchGate. https://www.researchgate.net
  • [Yazar Bilgisi Yok]. (t.y.). The rhetoric of soft power: Public diplomacy in global contexts. ResearchGate. https://www.researchgate.net
  • [Yazar Bilgisi Yok]. (t.y.). Soft power in a post-liberal world: Values out, pragmatism in? Global Policy Journal. https://www.globalpolicyjournal.com
  • [Yazar Bilgisi Yok]. (t.y.). Translation as a soft power resource: Exploring the possibilities, scope, and challenges of an interdisciplinary approach. Taylor & Francis. https://www.tandfonline.com






Губернаторы России





Губернаторы России

103news.net – это самые свежие новости из регионов и со всего мира в прямом эфире 24 часа в сутки 7 дней в неделю на всех языках мира без цензуры и предвзятости редактора. Не новости делают нас, а мы – делаем новости. Наши новости опубликованы живыми людьми в формате онлайн. Вы всегда можете добавить свои новости сиюминутно – здесь и прочитать их тут же и – сейчас в России, в Украине и в мире по темам в режиме 24/7 ежесекундно. А теперь ещё - регионы, Крым, Москва и Россия.

Moscow.media


103news.comмеждународная интерактивная информационная сеть (ежеминутные новости с ежедневным интелектуальным архивом). Только у нас — все главные новости дня без политической цензуры. "103 Новости" — абсолютно все точки зрения, трезвая аналитика, цивилизованные споры и обсуждения без взаимных обвинений и оскорблений. Помните, что не у всех точка зрения совпадает с Вашей. Уважайте мнение других, даже если Вы отстаиваете свой взгляд и свою позицию.

Мы не навязываем Вам своё видение, мы даём Вам объективный срез событий дня без цензуры и без купюр. Новости, какие они есть — онлайн (с поминутным архивом по всем городам и регионам России, Украины, Белоруссии и Абхазии).

103news.com — живые новости в прямом эфире!

В любую минуту Вы можете добавить свою новость мгновенно — здесь.

Музыкальные новости




Спорт в России и мире



Новости Крыма на Sevpoisk.ru




Частные объявления в Вашем городе, в Вашем регионе и в России